| YENİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
MEVZUATININ İLKELERİ | Gürbüz Yılmaz Makina Mühendisi RİSK MED Yönetim Kurulu Başkan Yrd. |
|
İş kazaları ve meslek hastalıklarının oluşmasında üretim teknolojisi, üretim araçları, işyerlerindeki fiziksel ve kimyasal etmenler ile üretimde kullanılan ham ve yardımcı maddelerin yanında ekonomik, sosyolojik, psikolojik, fizyolojik ve ergonomik bir çok etken rol oynamaktadır. Üretim sürecinin bu karmaşık yapısı, özellikle sanayi devrimi sonrası hızla artan teknolojik gelişmeler sonucunda daha da yoğunlaşmıştır. Hızlı ve kontrolsüz sanayileşme süreci ve üretimin giderek yoğunlaşması iş kazaları ve meslek hastalıkları ile çevre kirliliği gibi sorunların önemli boyutlara ulaşmasına neden olmuştur. Ülkemizde yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olan işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu gündemdeki yerini korumakta olup, her yıl yüz binlerce iş kazası, binlerce ölüm ve yaralanma ile büyük maddi kayıplara neden olmaktadır. Bu nedenle çalışma ortamındaki ve üretim sürecindeki tehlike ve risklerin yarattığı olumsuzlukların giderilerek sağlıklı ve güvenli işyerleri oluşturulması büyük önem taşımaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarının çözüme kavuşturulmasına yönelik önlemlerin geliştirilmesi çalışmaları bir çok bilim dalını yakından ilgilendirmektedir. Bu çalışmaların temelini ise üretim sürecinin gereği olarak mühendislik bilgileri oluşturmaktadır. Günümüzde üretim sürecinde kullanılan ve ortaya çıkan çok sayıda kimyasal madde, gürültü, titreşim, ısı, nem, radyasyon gibi çeşitli etkenler ile giderek daha da karmaşık bir nitelik kazanan üretim yöntem ve araçları işçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarında mühendislerin daha etkin görev almalarını gerektirmektedir. İşyerinin planlanması, kurulması ve organizasyonu aşamasında inşaat ve tesisat projelerinin hazırlanmasında, makine tasarımında ve teknoloji seçiminde, hammadde ve makine kullanımında, işyeri organizasyonu çalışmalarında görev alan mühendislerin işçi sağlığı ve iş güvenliğine katkıları çok önemlidir. İşyerlerindeki sağlık ve güvenlik sorunlarının saptanmasına yönelik risk analizi yapılması, tehlikeli durum ve davranışların giderilmesine yönelik önlemlerin geliştirilmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetim sistemi unsurlarının yaşama geçirilmesi, düzenli ve periyodik denetimlerin gerçekleştirilmesi, etkili ve amaca uygun eğitim programlarının uygulanması çalışmalarında mühendislerin bilgi ve deneyimleri büyük kazanımlar sağlayacaktır. İşçi ve işveren sendikaları ile konunun uzmanları ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri tarafından uzun süre tartışılan ve TBMM'de 22.05.2003 tarihinde kabul edilen 4857 sayılı İş Yasası, 10.06.2003 tarih ve 25134 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. İşveren kesimi tarafından günümüz rekabet koşullarının ve çağdaş iş ilişkilerinin gereği, işçi kesimi tarafından ise kazanılmış hakların kaybedilmesi olarak nitelendirilen yeni İş Yasası tüm tartışmalara karşın yeni tanım ve uygulamalar öngörmesi nedeniyle üretim ilişkileri açısından gündemimizde önemli bir yer tutuyor. İş Yasası'nın en önemli düzenlemelerinden birini 82. madde oluşturuyor. Bu madde ile İş Güvenliği Mühendisi uygulaması yasal dayanağa kavuşmuş bulunuyor. İş güvenliği ile görevli mühendis ve teknik elemanlar başlığı altında hükme bağlanan 4857 sayılı İş Yasasının 82. Maddesi şu şekilde düzenlenmiştir. "Bu Kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işverenler, işyerinin iş güvenliği önlemlerinin sağlanması, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına, işyerinin niteliğine ve tehlikelilik derecesine göre bir veya daha fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle yükümlüdür. İş güvenliği ile görevli mühendis ve teknik elemanların nitelikleri, sayısı, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir." İş Yasasının 82. Maddesinde belirtilen, "İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" ise, 20 Ocak 2004 tarih ve 25352 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak, İş Yasasının ilgili maddesinde hükme bağlandığı halde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın görüşlerine yer vermediği ve üyelerini doğrudan ilgilendiren bu konuda TMMOB'ni dışladığı gerekçeleri ile söz konusu yönetmeliğin iptali amacıyla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından dava açılmıştır. Bunun sonucunda ilgili Yönetmeliğin birçok maddesi iptal edilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı oluşan bu boşluğu doldurma ve Avrupa Birliği (AB) ile iş sağlığı ve güvenliği mevzuatımızı uyumlaştırma çalışmaları kapsamında yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı hazırlamıştır. 2008 yılında yürürlüğe konması hedeflenen yeni yasa, AB Direktifleri esas alınarak hazırlanmış olup, iş sağlığı ve güvenliğine yeni bir ufuk açacaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının yürürlüğe girmesi ile "İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları" hakkında yeni bir Yönetmelik çıkarılacaktır. Eski yönetmelikle benzer hükümler içermesi beklenen yeni Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile 4857 sayılı İş Yasasının 82.maddesi gereğince halen zorunlu olan iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mühendis veya teknik eleman görevlendirme yükümlülüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından sertifikalı İş Güvenliği Uzmanı çalıştırma zorunluluğuna dönüşecektir. İş sağlığı ve güvenliği çalışmaları çok yönlü ve kapsamlı çalışmaları gerektirmekte, uzmanlık ve deneyim büyük önem kazanmaktadır. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenerek sağlıklı ve güvenli işyerleri oluşturulması, böylece kaliteli ve verimli üretim gerçekleştirilebilmesi için konunun uzmanı kişi ve kuruluşlarla işbirliği yapılması ve ekip çalışması gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının gerektirdiği yasal zorunlulukların yerine getirilmesi kadar, büyük üzüntülere, maddi kayıplara ve tazminatlara neden olan iş kazaları ve meslek hastalılarının önlenebilmesi için bu tür bir çalışma yapılması gereklidir. Yeni iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının en önemli yaklaşımlarından biride iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi çalışmalarının temeline risk değerlendirmesiniAvrupa Birliği Konsey Direktifi esas alınarak hazırlanan yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağında da yer aldığı gibi uzman ve deneyimli kişi ve kuruluşlarca hazırlanan bir risk değerlendirmesi bu konuda önemli kazanımlar sağlayacak niteliktedir. Risk değerlendirmesinde ana amaç tehlike kaynaklarının belirlenerek bunların oluşturacağı risklerin belirlenmesi ve risk skorunun oluşturularak risklerin değerlendirilmesi ve buna göre de gerekli güvenlik önlemlerinin geliştirilmesidir. Bu çalışmanın hem üretim prosesini bilen hem de iş güvenliği konusunda uzman ve deneyimli bir ekip tarafından yapılması büyük önem taşımaktadır.
Risk değerlendirmesinde temel yaklaşım proaktif yöntemle iş kazaları ve meslek hastalıkları oluşmadan, çalışma ortamındaki tehlike ve risklerin giderilmesi için gerekli önlemleri almaktır. Bu çalışmanın göstermelik ve formaliteyi yerine getirmek için değil, gerçekten işyerindeki risklerin giderilmesi için yapılması, böylece iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenerek maddi ve manevi kayıpların ortadan kaldırılması gereklidir. Yeni mevzuat hükümleri ve ilkeleri gereğince işverenler, sağlık ve güvenliğin korunması ile ilgili önlemlerin alınmasında aşağıdaki genel prensiplere uyacaktır. Risklerin önlenmesi, Önlenmesi mümkün olmayan risklerin değerlendirilmesi, Risklerle kaynağında mücadele edilmesi, İşin kişilere uygun hale getirilmesi için, özellikle işyerlerinin tasarımında, iş ekipmanları, çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen gösterilmesi, özellikle de monoton çalışma ve önceden belirlenmiş üretim temposunun hafifletilerek bunların sağlığa olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi, Teknik gelişmelere uyum sağlanması, Tehlikeli olanların, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanlarla değiştirilmesi, Teknolojinin, iş organizasyonunun, çalışma şartlarının, sosyal ilişkilerin ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan genel bir önleme politikasının geliştirilmesi, Toplu korunma önlemlerine, kişisel korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi, İşçilere uygun talimatların verilmesi.
Bu kapsamdaki yeni mevzuat ilkelerinden bir diğeri de, çalışanların mesleki riskler konusunda eğitilmesini, bilgilendirilmesini ve iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katılımlarının sağlanmasını öngörmesidir. 10.06.2003 tarih ve 25134 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 22.05.2003 tarih ve 4857 sayılı İş Yasasının 77. maddesine göre; "işverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek" zorundadırlar. 4857 sayılı İş Yasası'nın 77. maddesi ile AB direktifleri doğrultusunda hazırlanan, 07.04.2004 tarih ve 25426 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren "Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"de çalışanlara verilecek eğitimlerin konuları ve bu eğitimi kimlerin verebileceği belirtilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin mevzuatta belirtilen amacına uygun olarak yapılması ve çalışanlarda davranış değişikliklerine neden olarak iş kazalarının önlenmesine katkı yapması için uzman ve deneyimli kişilerce, uygun yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Özet olarak yeni iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının temel ilkelerini, iş güvenliği uzmanı çalıştırılması, risk değerlendirmesi yapılması, çalışanların eğitilmesi ve katılımlarının sağlanması oluşturmaktadır. Unutulmamalıdır ki, iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Ancak, bunun sağlanabilmesi için yeni mevzuatın da gerektirdiği gibi uzmanlık ve deneyime önem vererek ekip çalışması yapılması, tüm kesimlerin katkı ve katılımının sağlanması gereklidir.
|